|
Başlamak ile başlamamak arasındadır yaşam. Adım atmak ve yürümek. Koşmak sonra… Sonsuzluğa uzanan bir yolda soluksuz kalmak.
İnsanlar başlamak için mi yaşar? Nedendir bu yaşarmak. Suya muhtaçlığımızdan mıdır cıvıklığımız, yoksa cıvık olduğumuzdan mıdır suya muhtaçlık hissedişimiz. Sallanışımız, çalkalanışımız…
Çabalar bazen nafile olsa da çalışmak sonsuza dek sürmeli, sürülmeli diyardan diyara.
Bitirilsin diye yaşarsınız bazen. Gözleriniz yol gözler. Gözler yolları özler. Özledikçe anlarsınız beklemeyi, bekledikçe tadarsınız değer vermeyi. Değer verdikçe değer kazanırsınız. Değer kazıkça ağırlaşırsınız, ağırlaştıkça ıslanırsınız. Islıkça eğilirsiniz. Eğildikçe yere yakınlaşırsınız. Yakınlaştıkça kendinizi toprak gibi hissedersiniz. Çeker kedine. Ne de olsa yapımız bir. Toprak olmayı istedikçe ölmeyi düşünürsünüz. Ölümü istedikçe yaşamı düşünürsünüz. Yaşamı istedikçe yaşamayı düşünürsünüz. Yaşamayı düşündükçe şöyle bir sendelersiniz. Bir durup düşünme ihtiyacı doğar zihin mekanizmanızın ücralarında. Düşündükçe çıkar aciz fikirleriniz. Fikir ürettikçe anladım sanırsınız. Balık da yüzdüm sanırmış. Ama denizin ne kadar olduğunu bilmezmiş. Kulaç attıkça karaya çıkacağınızı düşünürsünüz. Karayı gördükçe yüzersiniz. Islaklıktan denizde olduğunuzu sezemezsiniz. Zaten yaşsınızdır. Ve farkında değilsinizdir aslında yüzdüğünüzün. Bazen çabalamaz gibi görünsek de aslında çabalıyoruzdur. Bazılarına yarıyordur bu tavrımız. Tavırlarımızla yaşıyoruzdur belkide. Biz yaşamaya ve düşünmeye devam ettikçe, bu sorular bitmeyecek bu kurallar bütünü süregelmeye devam edecek. Devam edelim yola. Haydi devam. Yeniden atlayalım suya. Islanalım.
|